Değerli Anne ve Babalar,

Çağın hastalıkları olan internet,televizyon,cep telefonu bağımlılığı günden güne hızla artmakta toplumumuzun geleceği açısından büyük tehlike arz etmektedir.

Bunun yanı sıra sigara,alkol,uyuşturucu kullanımının 11,12,13,14 yaşlarına kadar düştüğü ülkemizde çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkmak hepimizin en öncelikli görevi olmalıdır.Toplum sağlığını ve gençlerimizin geleceğinin tehdit eden ve karartan tüm madde bağımlılıkları ile topyekün mücadele etmek zorundayız.

Türkiye Yeşilay Cemiyetinin 'Yeşilaya Destek Ol,Bir Hayatta Sen Kurtar' sloganına siz anne ve babalar ve toplumun tüm kesimleri destek olarak,ömür boyu Yeşilay Gönüllüleri olarak hizmet etmeliyiz.

Bilinçli toplum ve bilinçli bir gençlik yetiştirebilirsek,çocuklarımızı ve gençlerimizi madde bağımlılığı hususunda hiçbir güç ele geçiremez.Anne ve babalarımız madde bağımlılığı ile mücadelede evlatlarına karşı nasıl bir tutum takınacakları konusunda ne yapacaklarını bilmemektedirler.

Pozantı Kaymakamlığı Madde Bağımlılığını Önleme İstişare Kurulu olarak,siz değerli anne ve babalarımıza bu bilgi notunu hazırlayarak,sizleri bilinçlendirmeyi amaçladık.Çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkmak adına hazırlanan bu bilgi notunun siz değerli anne ve babalarımıza faydası olması temennisiyle.

Orhan ALTUN

Kaymakam


Değerli Velilerimiz,

Öğrencilerimizin sağlıklı yarınlara kavuşması ve başarılı bir şekilde eğitim öğretimini devam ettirebilmesi için her türlü zararlı alışkanlıklara karşı toplumun tüm kesimlerinin mücadele etmesi kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir.Bilgi ve teknoloji çağında iletişim araçlarını sağlıklı bir şekilde kullanmayan ve zararlarını bilmeyen öğrencilerimiz ve gençlerimizin hem eğitimleri hem de sağlıkları olumsuz olarak etkilenmektedir.

Kaymakamlığımızın Madde Bağımlılığını Önleme Üst Kurulu kararı gereğince ,2013-2014 Eğitim Öğretim yılında ortaokul öğrencilerimize internet,televizyon ve cep telefonu bağımlılığı,lise öğrencilerimize ise internet,televizyon,cep telefonu ve tüm madde bağımlılıklarının zararlar ve korunma yollarını işleyeceğiz.Kaymakamlığımız Madde Bağımlılığını Önleme İstişare Kurulunca hazırlanan bu bilgi notu ile siz değerli velilerimizin,öğrencilerimizin,gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesini hedefledik.

Bunun yanı sıra Kaymakamlığımız Eğitimde Değerler Eğitimi Projesi(EDEP) kapsamında İlçe Kaymakamımız Sayın Orhan ALTUN'un talimatları doğrultusunda ilçemizde Güzel Ahlaklı bir nesil yetiştirmek için her ay bir değerimiz okullarımızda işlenmektedir.Bu konuda da en büyük görev siz değerli velilerimize düştüğünden sizlerinde değerlerimizi bizzat yaşamanız büyük önem arz etmektedir.

Sağlıklı,güzel ahlaklı,ülkesine ve milletine faydalı bir nesil yetiştirebilmek temennisiyle.

Fuat ÖZKAN

İlçe Milli Eğitim Müdürü




İNTERNETİN ZARARLARI NELERDİR?

- Çocuklar yaşlarına uygun olmayan sitelere girebilir ve buda gelişimlerine olumsuz etki yapabilir.

- İnternetten erişimi mümkün olan şiddet eğilimli oyunlardan kötü yönde etkilenip bunları kendisine örnek alabilir
- Kumar oyunlarına ilgiyi arttırabilir.
- Uyuşturucu maddeleri tanıyıp bunları temin edip kullanmaya çalışabilir.
- Yanlış insanlarla tanışıp, kötü ortamlara ve uyuşturucu maddelerine yöneltilebilirler
- Bilgisayar başında fazla vakit geçirmek sosyalleşme yönünün zayıflamasına yol açabilir
- Bilgisayar başında uzun süre kalmak fiziksel sağlık problemlerine yol açabilir.
- Bilgisayara fazla bakmak gözleri yorar ve buda görme rahatsızlığına yol açabilir







İNTERNET TUZAĞIYLA KAYIP KIZLAR

Sanal âlemde edinilen arkadaşların teşvik ve vaatlerine kanankızlar, sığındıkları yetiştirme yurtlarında çete elemanlarınca uyuşturucuya alıştırılıyor ve şebekeye bağımlı hale getiriliyor.


Hayatının baharında internetten tanıştığı kişilerce yanlış yönlendirilen genç kızlar, 'daha özgür bir hayat' vaadine kanarak evden kaçıp çetelerin tuzağına düşüyor. Sanal âlem şebekeleri, kızları önce Sosyal Hizmetler yurduna sığınmaya ikna ediyor. Yurda yerleştirdikleri elemanları vasıtasıyla da uyuşturucuya alıştırıyor. Yurtta barınamayan bağımlı kızlar, çetelerin kurbanı oluyor. Pişman olanların ailesine dönecek cesareti yok, dönenleri aileler kabul etmiyor. Kâbus, bazen bir tokatla başlıyor, bazen bir arkadaş teklifiyle. Kötü arkadaşların yönlendirmesiyle önce aileyle kavga ediliyor, sonra karakol, ardından yetiştirme yurdu… Bir yurtta görüştüğümüz N.E., ağabeyinin bir tokadından sonra evden ayrılmaya karar verir. Sanal arkadaşları ona, ücretsiz ev bulacaklarını, hatta isterse Sosyal Hizmetler'e bağlı yurtta özgürce yaşayacağını söyler. Annesini 'Kur'an kursuna gidiyorum' diye kandırarak evden kaçtığında 16 yaşındadır. Polis tarafından yerleştirildiği yurtta tanıştığı arkadaşı onu uyuşturucuya alıştırmış, bugün şebekenin torbacılığını yapıyor. Lise öğrencisi C.K. de başarılı bir öğrenci olmasına rağmen internetten tanıştığı kişilere kanar. Babasından yediği dayak sonucu polise sığınır. H.K.'yi fuhuş ve uyuşturucu batağına sürükleyen adım ise arkadaşı G.H.'nin 'Gel kendimize hayat kuralım' teklifidir.

Bugünlerde birçok genç kız, özellikle sosyal paylaşım sitelerinden tanıştığı arkadaşlarının 'aileden uzak özgür yaşam' vaatleriyle evden kaçıyor. Bu kişilerden hukuki destek de alan gençler, aileleriyle kavga edip önce karakola, sonra yurda gidiyor. Bu kızlardan birisi küçük yaştan beri Kur'an'a ilgi duyan ve hafızlığa kadar yükselen N.E. Bir süre Kur'an kursunda dersler verir. Ancak bir arkadaşı için ailesiyle yaşadığı kavgada ağabeyinin attığı bir tokadın ardından evden ayrılmaya karar verir. İnternetten tanıştığı kişiler ona evden kaçarsa kendisine ücretsiz ev bulacaklarını, hatta isterse Sosyal Hizmetler'e bağlı yurtlarda özgür bir hayat yaşayacağını söyler. Bir gün annesine 'Kur'an kursuna gidiyorum.' diyerek evden çıkar. Akşam evi arayan bir Sosyal Hizmetler yetkilisi, kızlarının polis tarafından devlet yurduna yerleştirildiğini söyler. Büyük şok yaşayan anne, iki kez kalp krizi geçirir. Kızını yurttan çıkarmak için büyük uğraş verir ama başaramaz. Yurtta tanıştığı F.G., N.E.'yi önce uyuşturucuyla sonra da şebekeyle tanıştırır. Bir süre sonra F.G.'nin teşvikiyle yurttan kaçar.Babasının küçük yaşta terk ettiği N.E.'nin anne ve ağabeyi ise perişan. Ağabeyinin kendisini öldürmesinden korkan N.E. ise yeniden devlete sığındı. Ölüm tehlikesine karşı koruma da verildi. Halen İstanbul'da Sosyal Hizmetler'e bağlı bir yurtta kalıyor.

Lise öğrencisi C.K. (17), derslerindeki başarıya rağmen internette kötü arkadaşlar edinince büyük bir değişim yaşar. Ailesi onu kötü arkadaşlardan uzaklaştırmak için okula göndermez. Dayısının oğluyla zorla evlendirileceğini öğrenince ailesiyle kavga eder. Babasının feci şekilde dövdüğü C.K., polise sığınır. Yurda geçişini 'Karakolda çağrılan avukat ve psikolog benimle yakından ilgilendi. Avukat beni bir odaya çekerek, 'Ailende gördüğümüz kadarıyla töre tehdidi var. Seni yurda yerleştireceğiz. Orada başkasına uyma ve kendine bir hayat kur' diye akıl verdi. Yoksa ben yurt falan bilmezdim.' diye anlatıyor. Ancak C.K. 2 yıldır yaşadığı yurttan nefret etmiş. 'Eve gittiğimde huzur bulacağımı bilsem, bugün dönerim.' diyor. Yurtta tanıştığı uyuşturucuyu bağımlı olacak düzeyde içmediğini söylüyor. Bu yıl lise 3'te okuyacak. Derslerinde gayet başarılı. Ama içinde ailesinden ayrı kalmanın yarası hâlâ sıcak.


TELEVİZYON BAĞIMLILIĞI

a. Çocuğu yararlı etkinliklerden alıkoyabilir, onu edilginleştirir,
yaratıcılıktan ve etkinlikten uzaklaştırır.
b. Çocukta tek tip değer yargıları geliştirilebilir.
c. Duygusal yönden güven içinde olmayan çocuklarda endişe ve korkular geliştirebilir. Onlarda sürekli korku içinde olma gibi davranışlar geliştirebilir.
d. ilkokul yıllarında kişiliklerinin biçimlendiği dönemde onlarda saldırganlık duyguları geliştirebilir.
e. A.B.D. de özellikle çocuklar arasında şişmanlık yaygındır. Bunun sebebi, TV karşısında saatlerce kıpırdamadan oturmak ve abur cubur yemektir.
f. TV'de gördükleri herşeyi gerçek olarak algılayabilirler.
g) Çocuklar, gerçekle gerçek olmayanı ayırdetmekte güçlük çekerler. Gözleri önünde olup bitenin bir oyun ya da temsil olduğunu bilmez, gerçek sanırlar. Süperman gibi uçmaya çalışırlar.


Televizyonun Zararlarına Örnekler


• Los Angeles'te bir hizmetçinin, evin 7 yaşındaki oğlunu pişmekte
olan kuzu haşlamasına, dövülmüş cam serperken yakalaması ve çocuğun amacımn, TV. de gördüğü benzer bir olaydaki gibi, ev halkının ölüp ölmeyeceğini denemek olduğunu söylemesi.
• Boston'da 9 yaşında bir çocuğun, karnesindeki zayıfları en kestirme yoldan çözümlemek için öğretmenine yılbaşında zehirli çikolata göndermeyi babasına teklif etmesi ve sebep olarak, TV'da bu yoldan karısını öldüren bir adamın yakalanamadığını söylemesi.

• Los Angeles'te iki çocuğun, Tv de izledikleri bir polisiye dizideki yöntemi kullanarak bir bankayı soymaya kalkmaları ve 15 kişiyi 7 saat rehin tutmaları.
• 1965 yeni yıl sabahında, New York'ta WNEW televizyonunda bir muppet şov sırasında, spikerin, sesini alçaltarak, "Babanız uyuyor mu? Uyuyorsa cebindeki cüzdanını açın, kimseye göstermeden üzerinde eski başkanların resimleri bulunan yeşil kağıtlardan bir kaç tane alın, bir zarfa koyup şu adrese yollayın," demesinin ertesi günü, spikerin Tv istasyonundaki adresine içinde dolarlar bulunan zarfların yağmaya başlaması, fakat sorumlularca farkına varılarak duruma
el konulması.

Televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden birisi, şiddet duygularını uyarmasıdır. Saldırganlık içerikli programlar çocukları da saldırgan olmaya yöneltmektedir.

Çocuk, kitle iletişim araçlarının günlük ve anlık tatmini için kullanır. Toplumun modellerini öğrenmek için değil. Fakat bu arada bilinçsiz olarak bunları da öğrenmekte ve toplumsallaşmaktadır.

8 yaşındaki Aleyna D. filmlerdeki gibi intihar sahnelerini oyun için canlandırırken yaşamını yitirdi...

İZMİR'in Menderes ilçesinde ilköğretim okulu öğrencisi 8 yaşındaki Aleyna D. filmlerdeki gibi intihar sahnelerini oyun için canlandırırken yaşamını yitirdi. Aleyna, kesilen büyükbaş hayvanların asıldığı demir sehpaya kendini eşarbıyla astı.

ARKADAŞLARI ASILI HALDE BULDU

Televizyonda izlediği filmlerden beğendiği sahneleri sık sık taklit ettiği bildirilen Aleyna, evinin yanında tek başına oynamaya başladı. İddiaya göre filmlerdeki sahnelerden etkilenip zaman zaman intihar şovu yapan Aleyna, ailesinin Kurban Bayramı'nda kestiği büyükbaş hayvanların desini yüzmek içi astığı demir sahpaya eşarbıyla kendini astı.

Aleyna'yı gören komşularının çocuğunun çığlığını duyarak evinden çıkan R. D. sehpada asılı bulduğu kızına koşup hemen eşarı keserek yere indirdi. Hemen Menderes Sağlık Ocağı'na götürülen Aleyna'ya müdahale eden doktor, öldüğünü söyledi.




* Televizyon İnsanları Tembelleştirir Tembel Olmaya Yöneltir.
* Ders Çalışan Birinin Çalıştığı Yerde Televizyon Bulunması O Kişinin Dikkatini Dağıtarak Ders Çalışmasına Engel Olur.
* Televizyona Çok Bağlı Olan Kişilerin İşleri Aksayabilir.
* Yöreleri Kötü Tanıtan Bir Filmde, O Yörenin İmajını Bozabilir.
* Ayrıca Çok Fazla Televizyon İzlemek Enerji Kaybına Neden Olur.
* Yaşına Uygun Olmayan Kişilerin Zararlı Programlar İzlemesi, Kişinin Ruhsal Ve Zihinsel Problemler Yaşamasına Neden Olur.


CEP TELEFONU BAĞIMLILIĞI

CEP TELEFONUNUN ZARARLARI

Cep telefonunun insanlar üzerinde neden olabileceği zararlar büyük bir önemle kulak verilmesi gereken bir konu.

Cep telefonlarından yayılan elektromanyetik dalgaların insanlar üzerinde sebep olduğu tahribatın bilinmesine karşı teknoloji firmalarınca engeller uygulanmaya çalışılır ancak bu konuda uzman bilim adamlarından biri olan Nobel ödül sahibi Onkolog Devra Davis'in birçok ödüle layık görülmüş kitabından aşağıdaki alıntıları bilginize sunarak konunun önemine dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Cep telefonunun zararları konusunda 'Küresel bir alarm durumu ilan edilmeli.'

'Bir bilim adamı olarak, 6 yıl öncesine kadar cep telefonlarının güvenli olduğuna inanıyordum. Hükümetlerin, sağlık kurumları tarafından insan sağlığını böylesine tehdit edebilecek bir cihazın tüm Dünya'da hızla yaygınlaşmasına izin vermeyeceklerini düşünüyordum. Ancak son 6 yılda öğrendiklerim beni bu düşünceden vazgeçirdi.'

'Öyle deney sonuçları gördüm ve baskıya şahit oldum ki, artık sağlığa alarm derecesinde zararlı olduğunu düşünüyorum.'

25 yaşına kadar insanların beyin gelişimi devam eder. Çocuklar şimdi cep telefonları sebebiyle elektromanyetik dalgaların yoğun olduğu bir ortamda yaşamakta.

Son araştırmalar açıkça ortaya koyuyor ki radyo dalgaları da meydana getirdikleri radyasyonla yaşayan hücrelerin bozulmasına sebep olabiliyor. Bu zarar çocuk beyinleri için çok riskli.

Rus bilim adamlarının cep telefonu kullanan 5-12 yaş arası çocuklar üzerinde yaptıkları 5 yıllık bir araştırma sonucunda bu çocukların cep telefonu kullanmayan yaşıtlarına oranla beyin kapasitelerinde düşme, dikkat dağınıklığı ve öğrenme bozuklukları tespit etti.

Cep telefonlarını üzerinde taşıyan, günde 2 ile 4 saat arasında kullanan erkeklerin sağlıklı sperm sayıları diğer erkeklere göre çok daha düşük olduğu belirlendi. 2006 yılında GATA'daki bilim adamları tarafından yapılan araştırma sık cep telefonu kullanan erkeklerde spermlerin daha az hareketli ve daha az sağlıklı olduğunu gösterdi. Bu çalışma 7 farklı ülkedeki uzmanların araştırmalarıyla da desteklendi.

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), cep telefonları ve baz istasyonlarının yaydığı radyo dalgalarının meydana getirdiği elektromanyetik alanları, muhtemel kanserojen içeren 2-B grubuna dahil etti.

İngiltere Radyolojik Koruma Kurulu da, cep telefonunun bilhassa küçük çocuklarda tümör riski oluşturduğunu bildirdi. Çok yeni ve geniş çaplı araştırma sonuçları gerçekten vahim.

ABD'li ve Danimarkalı bilim adamları 1990'ların sonunda doğmuş olan 13 bin çocuğu inceliyor. Belirliyorlar ki; hamileyken günde 2-3 defa cep telefonu kullananlarda, davranış bozukluğu yaşayan çocuk ihtimali yüzde 54 yükseliyor. Risk, çocuk ceple 7 yaşından evvel tanışırsa yüzde 80'lere çıkıyor. Çocukların karşı karşıya bulunduğu diğer risk yüzdeleri: çevresiyle uyum bozukluğu durumu yüzde 49, hiperaktivite durumu yüzde 35, arkadaşlarıyla sorunlu iletişim kurma durumu yüzde 34 ve duygusal, psikolojik problem yaşama durumu ise yüzde 25 artıyor.

Cep telefonlarının sağlığa verdiği zararda ana unsur, cihazın kullanım süresi ve kullanırken vücuda yakınlığı. Cep telefonu üreticileri ve onları destekleyen araştırmacılar ne yazıkki bu kriterleri önemsemiyor.

Radyo frekans dalgaları ve elektromanyetik alan iki türlüdür. Bir türü iyonlaştırıcı, diğer türü iyonlaştırıcısız. Cep telefonunu zararsız olarak göstermek amacıyla, cep telefonu kaynaklı dalga ve alanların iyonlaştırıcısızlığına sığınıldığının ve bu sebeple sağlığa zarar öngörülmediği gibi bir açıklama öne sürülmeye çalışılır. Ancak gerçeği anlatan uzmanlar, gerçeğin hiçte böyle olmadığını açıklar.

Uzmanların araştırmalarına göre 10 yıl süreyle aynı el ve kulağını kullanarak cep telefonuyla konuşan kişide glial (beynin kendi hücrelerinden köken alan) beyin tümörü ve işitme siniri kökenli tümör oluşma ihtimali yüzde 30 artmaktadır.

Süredeki eşik 10 yıl. Diğer bir söyleyişle 2 bin saat. Günde yarım saat cepten konuşan bir kişi yaklaşık 10 yıl içinde saat limitini dolduruyor. Kaba bir hesapla, günde 1 saatlik görüşme, tehlikenin kapıyı çalacağı yıl limitini 5'e indiriyor.

Özel Emme Oranı olarak ifade edilen 'SAR' değeri cep telefonlarının kullanılırken vücudun emdiği radyasyon miktarının watt cinsinden karşılığı olarak tanımlanıyor.Buna göre tavsiye edilen maksimum oranı 10 gramlık dokuda 2 watt açıklanan listede yer alan 0.12 watt\1.5 watt arasında değişen radyasyon emme değerlerinin, Uluslararası Radyasyon Koruma Komisyonu tarafından güvenli olduğu açıklandı. Yine de bu oranların da insan sağlığına zarar verip vermediği kesin olarak kanıtlanamadı.

Cep Telefonunun Zararlarının En Aza İndirgenebilmesine Yönelik Yapılması Gerekenler

- Acil durumlar hariç çocuklara cep telefonu kullandırtılmamalı, onların yakınında tutmamalı.

- Cep telefonu görüsmeleri çocuklardan mümkün olduğunca uzakta yapılmalı.

- Baz istasyonları ve taşıma hatlarını, okul, kreş, hastane ve huzurevi gibi alanların uzağında kurmamalı. (Radyasyondan en çok zararı çocuklar, hamileler ve yaşlılar görür.)

- Hamilelikte cep telefonu acil durumlar dışında kullanılmamalı. Hamilelik süresince evdeki cep telefonları kapalı tutulmalı.

- Cep telefonunu gün içinde vücudunuzdan olabildiğince uzakta, çantada; çantanız yoksa, en dış cepte taşımalı.

- Çevreye dağılan radyasyon, cep telefonu çaldığında ve aranan numaranın bağlandığı anlarda yoğunlaşıyor.Telefona ilk sinyal geldiğinde hemen açılarak kulağa götürülmemeli,aksi halde kulağa götürülen telefonla vücut yüzde 50 daha fazla enerji saldırısına maruz kalmaktadır.Telefondaki çağrıyı onayladıktan ya da karşıya bağlandıktan 1-2 saniye sonra cihazı kulağa yaklaştırmak sağlık açısından çok önemli.

- Cep telefonlarının insanları en savunmasız zamanda yakalayacağı vakit gece uykudayken. Geceleri cihazı kapatma alışkanlığı kazanılmalı.

- Cep telefonlarını elektromanyetik fren sistemli taşıtlarda, petrol istasyonlarında ve hastanelerde kullanmamalı.

- Cep telefonunu kalp, beyin ve cinsel organlara yakın yerde taşınmamalı.

- Aradığınız numara düşmüyorsa ısrar etmeyin. Çünkü her aramada elektrik yüklemesine maruz kalırsınız.

- Asansör ve otomobil gibi dar ve kapalı alanlarda cep telefonu ile görüşme yapılmamalı. (Cihaz çekmediği için görüşmenin gerçeklesmesi baz istasyonunun daha fazla elektromanyetik radyasyon iletmesini gerektirir.)

- Yolculuk sırasında da cep telefonunu kullanmayın. Baz istasyonu değiştikçe, vücuda yüzde 50 daha fazla enerji yüklemesi olur.

- Cep telefonuyla görüşmeler mümkün olduğunca kısa tutulmalı, gereksiz konuşmalardan kaçınmalı. Yakında sabit hat varsa o tercih edilmeli. Uzun görüşmelerde beyin sıvısının sıcaklığı 0.1 santigrat derece artar.

- Yatarken cep telefonunuzu size yakın ve sürekli şarjda bırakmayın.

- Kulağımızın neredeyse içine sokup beynimize bu kadar yakın tuttuğumuz, elektromanyetik radyasyon yayan baska bir cihaz yok ve diğer aletlerin kullanımında aldığımız zararı, vücut kendini yenileyerek bertaraf edebiliyor. Ancak cep telefonunu yoğun kullandığımız için buna fırsat vermiyoruz.Telefonun beyine yakınlığı da oldukça önemli hayati risk taşıyor. Kablolu kulaklık kullanmak çok daha iyi.(Bu, zararı bütünüyle önlemez, çünkü kulaklıkla da radyasyon beyne ulaşır. Ancak zararı azaltır.)

- Konuşma dışında cep telefonunun ekstra özelliklerini kullanmaktan kaçınmalı. (Bir çalar saat, gece boyunca başucunuzda durarak biyolojik ritminizi altüst edecek cep telefonuyla aynı işlevi görecektir.)

- Kısa bilgi gönderiminde sesli görüşmek yerine kısa mesaj kullanılmalı.

- SAR değeri daha düşük cep telefonlarını tercih etmek daha az radyasyona maruz kalmak demektir. SAR değeri mümkün mertebe düşük cep telefonları tercih edilmeli.


CEP TELEFONUN ZARARLARI

  • KISA VADELİ ZARARLARI (24 SAAT)


  • - Görüş alanında daralma.
  • - Yoğun stres ve yorgunluk hissi.
  • - Kalp pilinin bozulma riski.
  • - Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma.
  • - Konsantrasyon ve dikkat bozulması.
  • - İşitmede geçici aksaklıklar oluşması. Baş ağrıları ve sersemleme.

  • UZUN VADELİ ZARARLARI (10 YIL)



  • Genetik yapının bozulması.
  • - Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
  • - Kalp rahatsızlıkları.
  • - Kan beyin bariyerinin zedelenmesi.
  • - Kalıcı işitme bozuklukları.
  • - Hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski.
  • - Embriyo gelişiminin zarar görmesi.
  • - Kadınlarda düşük riskinin artması.
  • - Kan hücrelerinin bozulması.
  • - Yüksek tansiyon.
  • - Bağışıklık sisteminin zarar görmesi.

SİGARANIN 4000 DEN FAZLA ZARARI OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?






Sigara içilmesinin vücuttaki zararlı etkileri

Organlara Etkileri








Akciğerler :Öksürük, balgam, nefes darlığı,


kanser

Kalp :Damarlarda tıkanma, kalp krizi

Ağız-Boğaz :Tat almama, ağız kokusu,

dişlerde sararma, boğaz kanseri,

boğaz iltihabı

Burun : Koku almada azalma

Sindirim sistemi : Mide kanseri, mide ülseri


Kemikler : Kemiklerde erime

Damarlar : Damarlarda tıkanma

Cilt : Ciltte kırışıklıklar

Eller : Parmaklarda sararma

Üreme sistemi : Kanser, çocuk sahibi olamama,

çocuk düşürme, sağlıksız bebek

doğurma

Bu hastalıklardan bir veya birkaçına birde

yakalanmak ve

hastalıklı birisi olarak yaşamak ve

erken ölmek istemiyorsanız

sigara içmeyi denemeyin ve sigara

içenlerden uzak durun














YA SİGARA YA DA SAĞLIĞINIZ?







ÇOCUĞUMUZU SEVİYORSAK ONU ÜZMEYELİM SİGARAYA VERDİĞİMİZ PARAYI ÇOCUĞUMUZUN EĞİTİMİNE HARCAYALIM.

POZANTI KAYMAKAMLIĞI MADDE BAĞIMLILIĞINI ÖNLEME İSTİŞARE KURULU OLARAK TÜM GENÇLERİMİZE VE VATANDAŞLARIMIZA SAĞLIK DOLU GÜNLER DİLİYOR,SAĞLIKLI BİR TOPLUM İÇİN,TÜM ZARARLI ALIŞKANLIKLARLA MÜCADELE ETMEYE VE SİZLERİ ÖMÜR BOYU YEŞİLAY GÖNÜLLÜLERİ OLMAYA DAVET EDİYORUZ.


Orhan ALTUN


Kaymakam



Annesini 77 yerinden bıçaklayarak öldürdü

Kayseri'de uyuşturucu bağımlısı olduğu öne sürülen Soner K., annesi Neriman K.'yı bıçaklayarak öldürdü.

Talihsiz kadının vücudunda 77 bıçak yarası saptandı. Soner K.'nın bıçağı peşpeşe sapladığı annesine "Daha ölmeyecek misin, kaç tane canın var" diye bağırdığı iddia edildi.

Olay, dün saat 22.30 sıralarındaMelikgaziİlçesi'ndeki müstakil bir evde meydana geldi. İddiaya göre bazı zamanlarAnkara'da pavyonlarda garson olarak çalışan Soner K. (25), iki gün önce annesi Neriman K.'dan (56)bir miktar para istedi. Uyuşturucu bağımlısı olduğu iddia edilen genç, annesinden para alamayınca tartıştı. Dün akşam da anne- oğlun bağrışmalarını duyan komşular, çığlık sesi üzerine eve koştu.

'DAHA ÖLMEYECEK MİSİN, KAÇ TANE CANIN VAR'

İçeriden Soner K.'nın "Daha ölmeyecek misin, kaç tane canın var' diye bağırdığını duyan komşular polisehaberverdi. Soner K. eve gelen polise kapıyı açmadı. Annesi sorulduğunda ise "Annem bir haftadır evde yok" cevabını verdi. Pencereden bakan polisler gencin elinde kanlı 'Rambo bıçağı' görünce pencere camını kırarak Soner K.'yı etkisiz hale getirebilmek için biber gazı sıktı.

Pencereden eve giren polisler, kendilerine direnen Soner K.'yı etkisiz hale getirirken, anne Neriman K.'yı oturma odasında kanlar içinde yerde buldu. Olay yerine çağrılan 112 ambulansındakisağlıkgörevlileri, kadının öldüğünü belirledi.

15 GÜN ÖNCE DE 'ELLERİNDE IŞIN KILICI OLAN BAŞSIZ İNSANLAR GİRDİ' DEMİŞEVİ ATEŞE VERMİŞ

Elindeki kanlı bıçakla yakalanan Soner K. ise Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi. Genç, sorgusunda annesini neden öldürdüğü sorusuna 'Bilmiyorum' yanıtını verdi. Soner K.'nın yaklaşık 15 gün önce de gece saat 03.30 sıralarında 'ellerinde ışın kılıçları olan başsız insanların' evlerine girdiğini öne sürerek, oturduğu evi ateşe verdiği ve gelen polislere iki saat boyunca kapıyı açmadığı belirtildi.

Evde Olay Yeri İnceleme ekiplerinin çalışmasının ardındanKayseriEğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürülen Neriman K.'nın yapılan otopside vücudunda 77 bıçak yarası belirlendi.

EVLATLARIMIZIN BU DURUMA DÜŞMEMESİ,ANNE VE BABALARINA TOPLUMA ZARAR VERMEMELERİ İÇİN HEP BİRLİKTE BİLİNÇLENMELİ VE GEREKLİ TEDBİRLERİ ZAMANINDA ALMALIYIZ.

Anne ve babalarımız için altın öğütler:


Eve geldiği zaman çocuğunuzu öyle bir karşılayın ki,dönebileceği tek güzel yerin evi olduğunu hissetsin…


MADDE KULLANMAYA GENÇLER DAHA ÇOK NASIL BAŞLIYOR?

Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadırlar.Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.Gençlerin uyuşturucuya başlamasının en büyük nedenlerinden biriside manevi boşluktur.Bu nedenle manevi konular çok önemlidir.Milli manevi değerlerimiz,yüzyıllardan beri nesilden nesile intikal eden geleneklerimiz uyuşturucu kültürünün panzehiridir.Bu değerlere sarılmak zorundayız. Doç. Dr. Safa Saygılı (Psikiyatris)



Arkadaş baskısı da önemli etkenlerden birisidir.Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır.Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, 'HAYIR'diyebilmesi çok önemlidir.

Gençler sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır.Bir başka deyişle çaresizlik önemli bir etkendir.Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır.


Uzmanlar,




Polisiye tedbirlerin yeterli olmayacağını, uyuşturucu ile mücadelede her ailenin davranışının da etkili olduğunu,bu konuda ailelere ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görevlerin düştüğünü ifade ediyorlar.

U

YUŞTURUCU MADDE KULLANAN KİŞİLER NASIL ANLAŞILIR?


Kullanmadığı halde,sadece bazı belirtiler benziyor diye çocuğunuzu suçlamanız ilişkinizdeki kopuklukları daha da derinleştirebilir.Amacın kişiyi yakalamak değil,ona yardımcı olmak olduğu unutulmamalıdır.

Davranış Değişiklikleri:


Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptığı değişikliktir.Yeni arkadaşlar edinirler.Eski arkadaşlıkları biter.Kişi iki nedenle çevresini değiştirmek zorundadır.Birincisi,yeni arkadaş çevresinde daha rahat madde bulabilecektir.İkincisi,bulabildiği maddeyi bu çevre içinde daha rahat kullanabilecektir Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler ile arkadaşlık etmeye başlamıştır.
Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal değişimler gösterir.Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir.

Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar.Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta,bu başarısızlığın altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir.Aile içi sorunlar,ruhsal rahatsızlıklar,toplumsal sorunlar,olumsuz yaşam olayları da bu başarısızlıkta etken olabilir.Bu etkenlerden başarısızlığın nedeni iyi ayırt edilmelidir.Okula devam azalır.Genelde arkadaşları ile birlikte okul dışında zaman geçirmeye başlamıştır.

Evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı tercih edebilir.Odasından dışarı çıkmamaya özen gösterir.

Aile ilişkilerini azaltmaya ve evde az bulunmaya çalışır.Çünkü içinde bulunduğu durumun anlaşılmasını istemez.


Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar.Kullandığı maddenin dozunu arttırdıkça,gereksinim duyduğu paranın miktarı da artar.Evden para çalmaya başlayabilir.Son dönemlerde hırsızlık olayları yaşanır.

Kendine olan öz bakımı azalmıştır.Üstüne başına,giyeceğine para harcamaz.Çünkü para kullandığı madde için gereklidir.Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir.Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir.

Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar kramplar,esneme,kaşıntı,tüylerin ürpermesi gözlenir.Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.


YANLIŞ TUTUM VE DAVRANIŞLAR

ÖZETLE BAĞIMLILIK BELİRTİLERİ

Fiziksel Belirtileri:

Bitkinlik,dalgınlık,uyuklama,uykubozukluğu,konuşma güçlüğü,burun akıntısı,terleme,titreme,dengesizlik,gözde kanlanma,göz bebeğinde daralma,yüzde kızarma,soğukluk,kabızlık,ishal,mide bağırsak yakınmaları,yürüme bozukluğu,solunum güçlüğü,ağrılar.


Toplumsal ve Ruhsal Belirtileri:

Duygu durumu değişikliği,ilgi istek kaybı,donukluk,bilişsel bozukluklar,başarıda azalma,bakımsız dış görünüş,gerçek dışı konuşma,içe kapanma,çevre değişikliği,konuşma içeriğinde değişme,aşırı para harcama,suç işleme eğilimi,evden uzaklaşma,madde kokusu


BUNDAN YÜZ YIL SONRA BANKA HESABINIZDA KAÇ PARA OLDUĞUNUN,HANGİ TÜR BİR EVDE OTURDUĞUNUZUN YADA NE ÇEŞİT BİR ARABA KULLANDIĞINIZIN HİÇ ÖNEMİ KALMAYACAK.

ANCAK;BİR ÇOCUĞUN HAYATINDA ETKİLİ OLABİLİRSENİZ DÜNYA DAHA FARKLI OLACAKTIR.

TOPLUMUN TEMELİ AİLEDİR.SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMUŞ AİLELERDEN OLUŞAN TOPLUMDA GÜÇLÜ OLUR.


ÖNLEME:

Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar.Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan,doğru ve yanlışları öğreten,davranışları için kurallar koyan,bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.

1.Değerlerin Öğretilmesi:

Aile Değerlerinizi çocuklarınıza açık bir şekilde öğretebilmeniz için;

İzin için önemli olan değerleri açık bir şekilde konuşun.Dürüstlük,sorumluluk alma ve kendine güvenmenin neden önemli olduğunu ve bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.

Kendi davranışınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini unutmayın.Çocuklar kendi anne ve babalarının davranışlarını taklit ederler.Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme olasılığı yüksektir.Unutmayın ki sizin bu maddelere karşı tutumunuz,çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp,kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir.

2.Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması:

Tutarlı olun.Çocuğunuzun alkol veya maddenin kullanılmaması konusundaki kuralları evde,arkadaşında her yerde geçerli olduğundan emin olun.

Makul olun.Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları veya cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. 'Baban eve geldiğinde seni öldürür.'gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının.Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.

3.Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme:

İyi bir dinleyici olun.Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun.Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin.Öfkenizi kontrol edin.Eğer gerekirse sakinleşmek için beş dakika mola verin.Çocuğunuzun 'ne söylemediğine' de dikkat edin.Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsetmiyorsa,okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.

Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin.Gençler kendileri için önemli olan konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine güvenmek isterler.

İnsan ; 0-9 yaşında, ' Babam her şeyi biliyor ve çok güçlü…'

10-13 yaşında, ' Azda olsa babamın da bilmediği şeyler var galiba…'

14-18 yaşında, 'Babam aslında pek fazla bir şey bilmiyor…'

19-25 yaşında, 'Babamda bir şeyler biliyor…'

26--'Aaah ah!!! Şu Rahmetli olsa da işleri nasıl yapacağımızı bir sorsak.'

Yukarıda ki bu bilgiye baktığımız zaman iletişimin küçük yaşlardan itibaren çok önemli olduğu,yaşı ne olursa olsun gerçekten onunla ilgilenir ve problemlerini önemserseniz ergenlik dönemine girdiğinde çocuğunuz her türlü problemini sizlerle paylaşacaktır.Böylece siz değerli ebeveynlerinde kaygıları azalacaktır.


Ancak çocukluktan itibaren kurulamayan sağlıksız iletişim sonucunda genç büyük risk altındadır.Bu dönemde sizden çok arkadaşlarına yakın olduğu için yanlış arkadaşları yada yanlış bir çevresi varsa her türlü zararlı alışkanlığa kazanmak için genç adaydır.

Sık sık ödüllerin.Yalnız yanlışlar üzerinde odaklanmayın,iyi yaptığı şeyleride fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın.Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha çok cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar.Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir.Yani çocuğunuzun yaptığı bir davranışı beğeniyorsanız,onu takdir ettiğinizi söyleyin.

Açık mesajlar verin.Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun.Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.

Doğru davranışlarınızla model olun.Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük,ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.

4.İletişim İpuçları:


Dinleme; Çocuğunuzu dikkatle dinleyin,sözünü kesmeyin.Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi hazırlamakla meşgul olmayın.Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.


Dinlenildiği ve anlaşıldığı duygusunu hisseden çocuk yaşı her ne olursa olsun bütün problemlerini sizlerle paylaşacaktır.Çocuğunuz sizlerle iletişimi hiçbir zaman koparmayacaktır.Bu nedenle çocuklarımıza karşı çok iyi bir dinleyici olmalıyız.


Sizler çocuklarınızı dinlemezseniz onlar kendilerini dinleyecek başka birilerini bulurlar…

ve bu başka birileri onlar için ne kadar faydalı olabilir.Çocuğunuzu kurtarmaya çalışırken son pişmanlık fayda etmeyebilir.

Çocuk korku ortamında büyürse sürekli ailesi tarafından şiddet görürse yada hakaret içeren sözlere maruz kalıyorsa kendisinin evde yok sayıldığını,bir değerinin olmadığını,yetersiz olduğunu,anne ve babası tarafından da sevilmediğini hissedecektir.Böyle hisseden çocukları bağımlı yapmak daha kolaydır.Her türlü riskli davranışlar için adaydırlar.Bunları engellemek için mutlaka çocuklara evde söz hakkı verilmeli,duygusal ve fiziksel şiddete maruz kalmalarını engellemeli sevildiklerini anne ve babaları olarak hissettirmelisiniz.



Gözleme; Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek,omzunu tutarak veya başınızı sallayarak ve göz teması kurarak dinleyin.

Cevap verin; Şunu yapmalısın,senin yerinde olsam veya ben senin yaşındayken ile başlayan cümleler yerine çok ilgimi çekti veya anlıyorum ki bu bazen zordur gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygun olur.Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın.


ERGENLİK DÖNEMİ:


Ergenlik dönemi madde ve alkol kullanımına başlanması açısından yüksek risk taşıyan bir dönemdir.Bu dönemde çocuğunuzun arkadaşlarını ve onların ailelerini tanıyın.Arkadaşlarını sık sık eve davet edin.Aileleri ile onların çocuklarından bekledikleri davranışlar üstüne konuşun.Çocuğunuzun bulunduğu yer konusunda bilgi sahibi olun.Eğer sinemaya gittiyse hangi sinemaya gittiğini bilin.Alkol madde konusundaki kesin tavrınızı belirtin.


İletişim Engeli Olan Yanlış Cümleler

Kullanılması Uygun Doğru Cümle Örnekleri

Nerede kaldın? Saatin kaç olduğunun farkında mısın?

Nerede kaldın seni çok merak ettim?

Bir kez daha geç kalırsan,asla arkadaşlarına gidemezsin!...

Bir kez daha geç kalırsan telefon edip haber verebilirsin.

Geri zekalı,Tembel,Aptal!

Derslerine çalışmadığın zaman endişeleniyorum ve üzülüyorum.

Bıktım artık,seni geberteceğim

Çok sinirleniyorum,çok içerliyorum,kızıyorum.

ANNE VE BABALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR:

  • Anne ve babalar çocuklarını çok iyi tanımalı,bunun için gerekli çabayı ve süreyi ayırmalıdırlar.Çocuk başkaları ile asla kıyaslanmamalıdır.
  • Aile çocuğa doğru ve yanlışı öğretirken dengeli ,tutarlı ve kararlı olmalıdır.Anne ve babanın özgüveni yüksek bir çocuğa sahip olabilmeleri için önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardında çocuklarına güvenmeleri gerekir.
  • Aile çocuktan yaşına ve yeteneğine uygun isteklerde bulunmalı,yaşına ve yeteneğine uygun beceriler beklemelidir.
  • Aile çocuğa sevgi ve saygı temeline dayanan bir eğitim vermelidir.
  • Anne ve babalar çocuğa,güvenli ve çocuğun kişiliğine saygı duyulan,sevgi dolu bir ortam hazırlamalıdır.


      • Ancak bu şekilde davranırsanız çocuklarınızı olumsuz alışkanlıklardan koruyabilirsiniz.Çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilen,hayır diyebilen,öz güveni yüksek birey olursa, o kadar çevresindeki olumsuzluklardan uzak durabilir.Çünkü,çocuklarımızın yanında sürekli olamayız.Bu nedenle sağlıklı aile ilişkileri olumsuz alışkanlıklara karşı en önemli kalkanımızdır.

  • Bizler ne kadar mükemmel olursak olalım çocuklarımız bir takım problemler,ikilemler ve engellerle karşılaşacaktır.Hayatımızda her zaman problemler olacak.Onların problemlerini çözerken her zaman yanlarında olmalı ve sevgimizi belli etmeliyiz.Yaşamı birlikte paylaşalım.Sevgiyle ve umutla…


        • CANIM ANNEME

        Canım annem, sen bilir misin benim ne çektiğimi,
  • Uyuşturucu aldığımda sana zarar vermemek için nasıl direndiğimi,

    Sana olan aşırı sevgimden, üzmemek için çektiğim acıyı,

    Bilir misin anne, sana evlat olamamanın verdiği Sancıyı.

    Tüm gençlere sesleniyorum,

    Sakın ola ki madde bağımlısı olmayın,

    Sürekli ağlayan bir anne bırakmayın,

    Haykırın tüm dünyaya,

    Hangi genç ister acı çektirmek bir anaya.

    Bana sahip çıkanlara teşekkür ediyorum,

    İrademle ve sevdiklerim için maddeye veda ediyorum.

    Tüm annelere sesleniyorum,

    Üzülmeyin ellerinizden öpüyorum.


    NOT:Bu Bilgi Notu Pozantı Kaymakamlığı Madde Bağımlılığını Önleme İstişare Kurulunca hazırlanmıştır.